Proda Yönetim Danışmanlığı

  • İstanbul / Ankara / İzmir...
  • Pzts. - Cuma 09:00 - 18:00
  • (0537) 918 0508

Hikâyeler bilinçaltımızı rasyonel durumlardan çok daha büyük etkiler hatta çepeçevre sarar.

Öyleki beynimiz hikaye sonunda gözlerimizin yaşlarla dolmasına yol açan hormonlar salgılar.

Her anlatılan kendinden bir parçayla takip eder hikayeyi , kendisine öğütler çıkarır , hikayenin kahramanı oluverir.

Hepimiz Binbir Gece Masallarını biliriz. Ortaçağda bir Fars Krallığında geçer. Hindistan’dan Çin’e kadar uzanan bütün topraklara hükmeden devrin sultanı vezirine, kendisine her gece başka bir kadın getirmesini emretmiş. Geceyi geçirdikten sonra tan vakti kadınları öldürtüyormuş Eğer vezir her defasında yeni bir zevce bulamazsa kendi kellesi gidecekmiş. Bu acımasız görevi yerine getirmek artık imkânsız hale gelmiş. Vezirin cesur kızı Şehrazat babasına yardım etmek için sultanın zevcesi olmaya karar vermiş. Evlendikleri ilk gece sultana uzun ve heyecanlı bir hikâye anlatmaya başlamış. Hikâyenin en heyecanlı yerinde birden anlatmaya ara vermiş. Sultan meraklanmış, “Ne oldu hikâyenin sonuna?” diye sormuş. Şehrazat, “Çok yoruldum,” diyerek kalanını ertesi gece anlatacağını söylemiş. Sultan heyecanla ertesi geceyi beklemiş ve Şehrazat’ı cellâtlarına teslim etmemiş. Bu hikâye anlatma rutini bin bir gece boyunca devam etmiş. Sultan, bin bir gece sonunda sultan artık Şehrazata aşık onunla 3 çocuk yapmış ve acımasız uygulamaları çok geride kalmıştır.

Hikaye bir paragrafta hepimizi çevreledi değil mi? Risk yönetimi konusunda prima olacak bu hikaye aynı zamanda ‘’karar almanın bir risk olduğunu, ancak  o sorumluluğu almadan ve farkındalık oluşturmadan sürdürülebilir olunamayacağı’’nı bizlere öğütler.

Anlamlı ve iyi anlatılmış bir hikâye paha biçilemezdir. Hikayeler Alıcı ve Satıcı Arasında Etkin Bir Bağ Kurar. Beynin Karar Vermesine Etki Eder. Daha Kolay Hatırlanmanızı Sağlar

Öyleyse iş hayatında neden çok az hikâyeyle karşılaşıyoruz? Gerçek sorun şu ki, iş ortamlarında nasıl hikaye anlatılacağını bilmiyoruz. İyi bir hikâye anlatıcısı olmanız için fırtına olmanıza gerek yok.Ses tonu – beden dili– doğaçlama, göz kontağı kurma gibi fiziksel farkındalık oluşturmak, anlatacağınız hikayenin içinde hep duygusal bir nokta olması ,fakat hikayenin mesajına gölge düşürmemesi açısından sonunda değil ortalarında bu duysusallığın verilmesi gibi tekniklerin uygulandığı  hikaye anlatımı ilgili algısını tamamen pozitife çeviriyor.

İş hayatında , ortamında bir hikâye anlattığınızda ise hikâyeler size para ve zaman kazandırırlar.Çünkü etkileşimde olduğumuz insanlarla özellikle karar alıcı kişilerle etkin bir iletişim kurabiliriz. Hedeflediğimiz satışı gerçekleştirirken kolaylaştırır. Bazen sıkıcı olan hazır sunmlara bir sihir , bir tebessüm katarak dinleyicilerin heyecan duymalarını sağlar.

İster yeni kurum stratejinizi çalışanların benimsemesini amaçlayın, ister ilham veren bir sunum yapmayı, yeni müşteriler kazanmayı, onlara satış yapmayı isteyin, hikâyeler anlatarak hedefinize daha kolay ulaşabileceğinizi unutmayın..

Sermin ÇAĞDAŞ
Yönetim Danışmanı